|
NECİP FAZIL KISAKÜREK'İN GÜZEL ŞİİRİ...
Funda Arar - Kaldırımlar
A Perfect song for my god...Ernesto Che Guevara
| ||
|
Şebnem Ferah - Yemen Türküsü
Die Geschichte über ein Moslem der für die freiheit seines Volkes gekämpft hat und als Seh
(más)
sezai karakoç
| ||
| Ver los 6 favoritos | ||
Suscriptores (10)
|
|
Comentarios sobre el canal (14)
|
Ein Prophet gilt nichts in seinem Vaterlande (in eigenem Lande).
|
||
|
no comment
|
||
|
hücrem zifiri duvarlarda hüzün var
med vakti gökyüzünde yüzün var yar... uzun bir yürüyüş yapıyoruz.bileklerimi oğuşturuyorum, seviniyorum bir yandan kelepçelerden ve işkenceden kurtulduğuma.yeniden yaşama döndüğüme seviniyorum beton duvarlara, mapushane koridorlarına baka baka... koridorlarda attığım her adım beni ayrı bir dünyanın içine çekiyor soğuk ve acımasız... aklıma necip fazıl'ın 'duvar katil duvar yolumu kestin, kanla dolu sünger beynimi içtin...dizeleri geliyor hapishane koridorlarında ilerlerken.geniş bir avluya geliyoruz dolunay geceyi aydınlatıyor. sonra o meşhur 3.kısım 14.koğuşa geliyoruz. anlıyorum ki geldiğim yer pek te öyle hatırı sayılır bir yer değil. gardiyanlar yüzüme acıyarak bakıyor.birisi kolumu tutuyor, elinin sıcaklığından merhamet hissediyorum... 1997/ şubat ankara ulucanlar kapalı cezaevi anılarım. a.raşitoğlu |
||
|
ben seni hep leyla diye seviyordum,
sen elmas bir dağ oluyordun, ve beni koruyordun. ben seni leyla diye diye seviyordum, sen rüyalarımda cesedimi karlarla ovuyordun. ben seni leyla diye seviyordum, sen masal bu ya; beni saraydan kovuyordun. ben seni leyla diye seviyordum, sen billur bir göl oluyordun etrafında gölgelerden ağaçlar, ben seni leyla diye seviyordum... |
||
|
ardında bir ordu, masal kahramanlarından devşirilmiş,
yetimlerin övdüğü, gariblerin övüldüğü, içlerinde yiğitler, etten kemikten, bir masaldı oysa... at, şarap, iklim ve ikindi. ben arkanda uzun yollar kateden, ve sonra dönen, döven, dövünen, ve sonra geldiği yola bakan, ve sonra o uçsuz bucaksız ayak izlerinin olduğu bir arpa boyunu gören, bir arpa boyunda acıyı, sevdayı, yangınları, yargıları, dört mevsimi, toprağı, çölü, oku, cebraili ve ve kendi boyunu gören, ben... ağlayan gözlerimi doldurmuştu oysa kum fırtınası. ellerim tam sana değiyordu sen kıvılcımlar saçan bir çağlayan oluyordun, ben bağıryordum bağrımdaki tüm kraterlerden güç alarak etrafına lavlar saçarak; ... |
||
|
sen gökyüzünden gözündeki tüm yüklerle bana bir bak,
ben yüreğimin ortasında kanla yıkanayım. ve döneyimseyyare gibi etrafımda, arınarak diyeti ödenmiş tüm acılardan... sen kalakalsan öyle olduğun yerde tam acıların merkezkaç kuvvetiyle ağlaya ağlaya döndüğü seherde... ellerin bir güvercinin sefkatini bembeyaz kozanın yed-i beyza sihrini taşıyan ellerin nerede... gözümdeki tüm yaşlar ya bir kuşun kanatını; yada bir şadırvanın mermer kubbesini ıslatmak için akıyor. ellerin yepyeni bir kıyamın isyanını yoğururken, biliyorsun ben seni leyla diye sevmiştim ayın 14'ünde... ayaz vardı, üstümde rüzgarlar dörtnala titretiyordu alil uzuvlarımı, sen rahman'ın esirgeyen bağışlayan adıyla rahvandın çölün ıssız bucaksız ufkunda, kum taneleri ve sonsuzluk... ... |
||
|
ben seni leyla diye sevmiştim, sen su rengi bir meridyen oldun.sevdim lakin tüm betimlemeler ister sana ait olsun ister olmasın...
sen camdan bana bak, ben caddenin ortasında sırılsıklam... beni ıslatan ister yağmur olsun; ister gözlerin yada hiçbir şey olmasın. git gide ve gide gide büyüyen ilkin o küçücük ve daha sonra büyük gölgem ve ben, arşınlarken zifiri sokakları ne bir kuş görürken nede hızlı yürürken bir türlü kavrayamadım; beni sarsan hayatı ve beni saran dayatılmış sevdaları... ben seni leyla diye sevmiştim, sen ebemkuşağı renginde bir kristal oldun, geceleri mor, üzerinde musa gölgesi olan, gizli gizli mezmurlar okunan, bir durulan, bir köpüren, bir kaynayan... ... |
||
|
yaşamak, tendeki tuzu tatmak yada himalayalarda kardan adam yapmak;
ıssız çöllerde vaha ararken gördüğümüz seraba bile bile kanmak, vahadan su içerken acımasızca uyanmak... yaşamak keçileri güderken elden kaçırmak, ne acı öleceğini bile bile hergün güle güle ölümü beklemek... her aşkta derin denize dalmak yada bulutlara uçup gökyüzünde kaybolmak; kimileyin içine sevinç dolmak, sevgilinin gözünde güneşi bulmak ve görmek, bilmek ve olmak, ateşe baka baka ateş olmak ve kül olmak... a.raşitoğlu 2003 |
||
|
anlamadın, gayri heceler senin olsun
sensiz geçen geceler benim olsun anlamadın, aşk çıkmaz sokak sen tek yolsun ummanlar yağmur olsun. anlamadın tüm kardelenler solsun... anlamadın, şahdamarına koy işaret parmağını, sensiz yer gök heryer dört duvar. anlamadın, kan damarda akar şehit anaları beyazlar takar... a.raşitoğlu şubat / 2002 |
||
|
anlamadın, ama olsun başını öne eğme yar,
ama (kör) bir kaptanın esiriyim, anlamadın tutsaklar ülkesinin veziriyim, anlamadın sessizlik çare oluyor tütün bastığım yarama, zemheri muştularmı vuslatı, okyanusun selamı kavuşurmu ufuktaki kumsala. anlasaydın kırılırdı yıllanmış paslı zincirler, yetişirdi kızılgüneşlerde göğeren yeşil incirler... a.raşitoğlu şubat / 2002 |
||






